BAŞA DÖN

Türkiye'nin İnovasyon Platformu - Acikinovasyon.com

Yaklaşık 4 ay önce geliştirme çalışmalarına başladığımız bir projeyi yayına almanın heyecanını yaşıyoruz. Saatlerce yapılan toplantılar, gidip gelen onlarca mail, excel listeleri derken nihayet mutlu sona ulaştık. Bir web projesi için son demek pek doğru değil sanırım. Özellikle Acikinovasyon.com için yenilikler de kaçınılmaz olacak.

Acikinovasyon.com, ürün ve hizmetleri ile ilgili inovasyon fikirleri, projeleri ve önerileri almak isteyen şirketlerle bu konular hakkında bilgi sahibi, ilgi duyan kişilerin buluştuğu bir platform.

Şirketlerin inovasyon çağrıları yayınlamasıyla başlayan süreç bireysel üyelerin fikir ve projelerini şirketlere bu platform üzerinden iletmesiyle devam ediyor. Çağrılara gönderilen fikirler, bireysel üyeler tarafından değerlendirilip, yorumlanarak en değerli proje ve fikri belirleme fırsatı bulunabiliyor. Şirket yetkilileri tarafından, gelen fikir ve projeler şirketin daha önceden belirlediği kriterler üzerinden puanlandırılarak, ödüllendirilmeye layık görülen proje ve fikirler belirleniyor.

Acikinovasyon.com’u dün itibariyle kapalı beta olarak yayına açtık. Site bir süre davetiye ile bireysel üye kabul ediyor. Bu blog içeriğine yorum yapanlara da davetiyeler bizim hediyemiz olsun :)

Erk Yazılım ekibi olarak proje sahibi genç arkadaşlarımızı tekrar tebrik ediyor ve başarılarının devamını diliyoruz.

Acikinovasyon.com ile ilgili gelişmeleri http://blog.acikinovasyon.com dan takip edebilirsiniz.


T.C. Cumhurbaşkanlığı Referans Yazısı

 


Yeni bir Girişim heyecanınız var mı?

İnsan, doğduğunda zihninde sınırlar yoktur, zihni sonsuzdur. Onu sınırlayan bedeni ve çevresidir. Dış dünyayı anlamaya ve kendine sınırlar çizmeye başlar. Belirli bir yaşa geldiğinde artık o sınırlar insanlar için netleşmiş, kalınlaşmıştır. Çoğunlukla bu sınırlarımızı aşmayız, aşmak istemeyiz, istesek bile kendimizde o kuvvetli arzuyu bulamayız.

Ama bazıları vardır ki, sınırları zorlamak ve kendini bir sonrakine taşımak ister, gayret eder, araştırır-öğrenir, kendini zorlar. Ben bu gruptakileri girişimci olarak adlandırıyorum.

Girişimci, insan bulunduğu dairenin farkında olup, bu daireden daha geniş bir daireye geçmeye azmetmiştir. 

Girişimci insanlarda bulunması gereken en önemli özellik heyecanlarıdır. 

Heyecan önemlidir ama tek başına yeterli değil hatta bazen zarar verir. Heyecan'ın gelişmesi, reelleşmesi, canlanması ve vucüt bulması gerekir. Müşahhaslaşmamış bir heyecan platonik aşk gibidir. Mutlu eder gibi acı verir.

Girişimci, hayatta denge kurmaya çalışmalı. Bazı insanlar vardır tek başına dengede durmayı başarabilir. Zihni planda düşüncüleri, bedeni planda yapabilecekleri, duygusal planda içsel güçlerini dengeli bir şekilde kullanır ve  tek başına ayakta durabilir. 

Kanaatimce asıl girişimci tam dengeyi yakalamış olandır.

Eğer insanda zihin, beden, duygu tarafında tam olarak bir denge yoksa mutlaka yanına-sağına-soluna diğer tarafı kuvvetli ve kendisini dengeleyecek dayanaklar almalıdır.

Bir girişimcide zihin-beden dengesi çok önemli en az ikisinin dengeli ve tutarlı olması gerekli. Değilse kendi yarattığı dünyada, çok geniş ve ulaşılmaz hedeflerle hayatını doldururda yıllar sonra boşa kürek çektiğini bile farketmez.

Bence bir işi başarmanın yolu, o işi illa sizin tek başınıza yapmanızdan geçmez. Tek başına yapılan başarılar mutlaka vardır ama gerçek hayat sosyal-hayattır. Sosyal hayatta bireysellik olsa bile işgücü açısından mutlaka ötekine muhtaçsınız. 

Girişimcinin başarılı olması için yapması gerekenler diye bir liste çıkardığımda; Tabi bunları bir kısmını okuduklarım, bir kısmıda şahsi tecrübelerimden oluşturuyor.

- heyecanlı-tutkulu olmalı

- zihin-beden-duygu denkleminden en az ikisinde sınırın üstünde dengeli olmalı, hepsinde dengeli ise süper.

- tecrübe etmekten korkmamalı

- belirli bir konuda derinlemesine yeterli bilgi ve tecrübeli olmalı

- etrafında destekleyecek sosyal bir çevresi olmalı 

- iş fikrini gerek zihninde gerekse reel dünyada müşahhaslaştırabilmeli/prototiplemeli


İyi bir B2B sitesi sene sonunda iyi bir ciro ve maksimum kârlılık demektir

Her projenin açılış süreçleri sıkıntılıdır. Hangi sektörde olursanız olun, üretimin sonuna gelen bir işin son virajı alması oldukça sancılı geçer. Aynı maratondaki gibi. Koşu uzundur ama son anda tökezleme, yapının iflas etmesi ihtimalleri her zaman bulunur. Bir noktadan sonra artık bacaklarınıza (daha doğrusu kaslarınıza) hükmedemez hale gelirsiniz, "bırak kendini şu boşluğa, salla ayaklarını" der içinizden bir ses ama gene de inat eder sona varmaya çalışırsınız. (*)

Uzunca bir süredir Exa'nın Bayikanalı isimli B2B sistemi ile uğraşıyoruz. Ana geliştirici olarak harcadığım emeği anlatmam çok zor. Bazı noktalarda kaslarımız zorlasa da 2009 Ağustos ayında başattığımız süreci geçtiğimiz hafta 150 kadar bayi özelinde beta sistemini devreye alarak son dönemece sokmuş olduk. Şimdiler de son düzlüğü bitirme derdindeyiz. Hedefimiz 1 Şubat (mesailer devam ediyor :)

Bayikanalı beta'da

Starbucks'ı anlatan kitaplarda, en önemli özelliklerinden birisinin "Her şeye azami önem verilmesi" olarak anlatırlar. Tezgah düzeninden, tezgah arkasındaki görevlilerin (baristalar) çalışma düzenine, menü levhalarından, şekerlere, karıştırma çubuklarından masalara kadar herşey üzerine titizce çalışılmış ve bir bütünlük ortaya konmuştur. Erkyazılım olarak ortaya koyduğumuz projelerde buna azami dikkat etmeye, mümkün olduğunca uygulamaların her köşesinin ince işlenmesine gayret ediyoruz. Hedefimiz kullanıcıların en güzel deneyimleri yaşayabilmeleri. "Böyle bir uygulamada bu da olabiliyormuymuş?" dedirtebilmek, işte güzel olan o.

Bayikanalında ince ayrıntıya dikkat etme özelliğimizi zirveye taşımaya çalıştık. Müşterimizin diğer bir işte çalıştığı bir yazılım firmasından "ince işçilik yapmışlar, iyi çalışmışlar" övgüsü bizi mutlu etti ama itiraf etmeliyim sektörün önde gelen firmalarından Exa ailesine en üst seviyede gelen tebrikler ve takdirler ayrı bir gururlanmamıza sebep oldu, demek doğru yoldayız.

(*) Evet, bir zamanlar koşmuştum


Çevik Yazılım Metotlarının Satışa Etkisi ve Müşteri Memnuniyeti

Erkyazılım’ın çevik (agile) yazılım metotlarını benimsemiş olmasının en çok sevindiğim yanı, çevik yazılım yaklaşımının müşteri memnuniyeti sağladığı kadar satış sürecinin de hızlı olmasına olanak sağlaması. Gerkçekleştirdiğimiz projeler çerçeve olarak sektör bazında benzerlik gösterse de (örneğin: Enerji sektörü/online ödeme sistemi gibi) müşterilere göre özelleştirmeleri herbir projeyi oldukça değiştiriyor, kendine özgü hale getiriyor. Çevik metodlar ile proje içindeki her bir yazılım özelleştirme isteğini küçük parçalara bölüyoruz. Bunları müşteriye ayrı ayrı onaylatabiliyor olmak, ya da müşteri istediğinden vazgeçtiğinde geri dönme kolaylığının olması fiyatlandırma konusunda da ölçeklenebilirlik kazandırıyor.

Bildiğiniz gibi, çevik yazılım manifestosu 4 basit ilkenin benimsenmesidir ve bunlar, müşteri memnuniyetinin temelidir. Aynı zamanda bunun tersi müşteri şikâyetlerinin ve yolun sonundan bile geri dönülen yazılım projelerinin temel kaynağıdır.  Bugün yazılım projeleri anlamında iş yapılabiliyorsa bu beklentiler karşılanıyor demektir.  Demek ki, çevik yazılım ilkeleri artık bu bir manifestodan öte, bir iş yapma şekli haline gelmiş.

Bir projeye başlarken, herkesin aynı araçları kullanması güzel bir şeydir. Peki, farklı araçları kullananlar iş yapamayacak mı? Elbette hayır. Bizim müşterilerimiz farklı farklı ürünler ve metodlar kullandıkları halde, proje sürecinde her alternatifte müşterilerimizle iletişimi gerektiği gibi kurabiliyoruz.

Bir ilke de dokümantasyonla uğraşmak yerine yazılımı çalıştır mantığıdır. Detaylı dokümantasyon süreyi ve maliyeti artırdığı gibi, hiçbir zaman çalışan bir yazılım kadar müşteriyi memnun etmeyecektir.

Diğer manifesto ilkesine gelelim. Her sözleşmede keskin kurallar koyulmaya çalışılır. Fakat hiçbir kesin kural, yazılım şirketini müşteri ile hemfikir olmak kadar kazançlı kılmaz. Çünkü en azından ihtiyaçlar adına söylemek lazım; başlangıçta hayal gücü ile tasvir edilen ihtiyaçlar,  projenin ilerleyen aşamalarında daha net belirir. Yazılım şirketi sözleşmeye uymaya çalışırken, müşterinin ihtiyacını karşılamamış olacak. Sözleşmeye uyuldu belki ama nerede müşteri memnuniyeti?

Sözleşmelerde ve teklif metinlerinde ifade edilen cümlelerin dahi yanlış anlaşılma ihtimalleri söz konusudur. Teknik olarak her şeyin yapılabildiği günümüzde, yazılım projelerindeki en büyük maliyet ve “yapılmayanlar listesinin” uzamasının sebebini “farklı yorumlamalar” oluşturmaktadır.

Küçük parçalar halinde yapılan teslimat ve alınan onaylar, sonrasında emin adımlarla ilerlemeyi sağlıyor. Gidilen yolda, yapılmayan iş kalmamış oluyor. Bu yazılım şirketi olarak bizi de memnun ediyor, bizimle çalışan firmayı da memnun ediyor. Aynı zamanda,  firma adına ürün kabulü yapacak olan yetkili, yaptırdığı işleri aşama aşama çalıştığına şahit olduktan sonra, çalışma süreci de asla gergin geçmiyor.

Bunlar üretim ve sonrasında sağladığı kolaylıklar. Bunun bir de satış kolaylaştıran pazarlık kabiliyeti kazandırdığını düşünecek olursak, projeyi küçük parçalara bölebildiğimiz oranda başarı kazanıyoruz.

Aynı zamanda satış sürecinde de müşterimiz verilen teklifin neye göre verildiğini sorgulayabildiği için, aldığı fiyatı değerlendirirken modül bazında tercih yapabiliyor, aldığı iskontonun haricinde bir de önem/aciliyet değerlendirmesi yaparak fiyatı kendi kriterlerine göre aşağı çekebiliyorlar.

Sadece 4 basit ilke bütün bunları sağlıyorsa bence bu manifesto, mutlu müşteri manifestosudur.