BAŞA DÖN

Amerika'da iş yapmakla Türkiyede yapmak arasındaki fark...

Derin bir kuyuya taş nasıl atılır, taşın kuyuya düşüp ses gelmesini beklemek ne demektir.
Şimdilerde bunu test ediyoruz. :)

Yaklaşık 1 yılı aşkın bir süredir Amerika pazarına internet üzerinden dagıtılabilir Marketplacedominator.com yazılım servisi (SAS) vermeye çalışıyor, gayret gösteriyoruz. Yazılımın analiz edilmesi, konumlandırılması, pazarlanması önemli olduğu gibi hedef pazarı bilmek ve pazarın beklentisine uygun çözümler sunmakda  önem arzediyor.

Son 2 aydır chicago'da yerleşik film ve müzik yapımcısı, dağıtıcısı olan Olivefilms.com'e özel orta bütçeli bir yazılım özelleştirmesi yapıyoruz. Olivefilms sahibi Farhad Arshad, Iran asıllı amerika iş mantığına göre yetişmiş deneyimli bir işadamı.
Farhad Arshad'la oturup konuşuyoruz, epey farklı konulardan konuştuktan sonra Türkiyede iş yapmak ile Amerikada iş yapmak arasındaki farkı soruyorum.
Farhadın verdiği cevap enteresan geldi. Oturduğumuz yer, kaliteli bir restraunt idi. "Şimdi Türkiyede böyle bir restaurant'ı açan işadamı, rahattır, oturur gezer. Amerikada böyle bir işi açan girişimci rahat değildir, üzerinde devamlı bir stres ve baskı vardır. Daha detaylandıracak olursak, Türkiyede böyle bir işyerini açmak için adamın cebinde (örneğin) 1 milyon USD vardır ve parası olduğu için açar, dolayısıyla adam artık işin gidişatına çok fazla önem vermez, rahattır. Amerikada aynı işi açan girişimcinin cebinde 150.000 USD vardır ve geri kalan bütün parayı gidip bankadan borçlanmıştır ve her ay ciddi bir faiz borcu ödemek  zorunda kalır. dolayısıyla aylık ödemeleri denk getirebilmek için geceli gündüzlü çalışır, kendini ortaya koyar. Önünde iki seçenek vardır, Ya ölür veya başarılı olur. Dolayısıyla Amerikadaki işadamlarına bir teklif verdiğinde ve kendi işini kolaylaştıracak para kazandıracaksa seni dinler ve geri dönüşümünüde anlattıktan sonra çok daha kolay karar verir."

Tabi Farhad'ın örneği her sektör için geçerlimidir, tartmak lazım. Ama kendi perspektiğinden doğru bir kurgu yaptığı kesin.


Insan'ı tanımak ve Pazarlama Teknolojileri

Insanı modellemek gerekseydi, en uygun model hangisi olurdu dersiniz?

Yaklaşık 3 yıl önce katıldığım bir pazarlama seminerinde batılı pazarlamacıların insanı bir at arabasına benzeterek modellediklerini dinlemiştim.

Gerçektende insan ve at arabası arasında nasıl bir benzeşme var. Detaylara indigimizde çok güzel bir modelleme yapıldığını görüyoruz.

At arabası nelerder oluşur; Önünde 2 adet at, araba aksamı, şoför, arkada oturan efendi olarak özetlersek  atlar: birisi cismani arzular diğeri şehevi arzuları, araba aksamı: insan vucudu, şoför:akıl, arkada oturan efendi: ruh olarak tarif ediliyor.

At arabasını şoför ve ruh yönetmiyor ve kendi halinde ilerliyorsa insan demekki herşeyi öndeki atlara teslim etmiş demektir.

Çoğu pazarlamacının en sevdiği hedef kitle bu tür insanlardan oluşan kitledir. Hatta pazarlamacılardan bazıları işin kolayına kaçarak bu iki atı devamlı yemlemek için uğraşır. Şoförden habersiz, efendinin ruhu duymadan atlara yemler verilir. At o hale gelirki artık verilen her türlü yemi yemek istemez, şımarır ve TOM olur. peki TOM nedir? Tatmin Olmayan Müşteri'ye TOM denir.

Asıl zor olan pazarlama şoförün ve efendininde işin içinde olduğu uzun vadeli kalıcı ilişkiler kurabilmektir.


İşletmelerdeki Gizli Hazineler - İş İlişkileri Sermayesi

Entellektüel sermayeyi anlamaya ve yeni ekonomi kurallarına göre tekrar yorumlamaya çalışıyorum. İşletmelerdeki değerler zincirinin herbiri için konuşulacak çok şey var.

- Nakit Sermaye
- İnsan Sermayesi
- İş Bilgisi Tecrübe
- İş İlişkileri Sermayesi (Müşteri, Tedarikçi, Çalışan vb.)
- Üretilen Değerler (Üründen ziyade algı değerleri: marka, patent, işletme içindeki yazılmayan ama varolan değerler)
- İş yapış ve yönetim metodolojileri

İş İlişkileri sermayesi genelde aklımıza müşterilerimiz, arkadaşlarımız, işortaklarımız vs. gelir. Internet ve özellikle Web2.0 bu kavramları açacak ve dahada genişletecek yeni imkanlar sunuyor. Son zamanlarda Internet Oscarı (Webby) almaya hak kazanmış aktif olarak kullandığım İlişki sermayemi kuvvetlendirecek web2.0 servislerinden Linkedin'dan bahsetmek istiyorum.

Linkedin gerçektende doğru kurgulanmış, paylaşım seviyesi oldukça yüksek İş İlişki servislerinin en iyilerinden diyebilirim. Linkedin ne tür avantajlar sunuyor:
- Aynı uzmanlık konusu etrafında dünyadaki profesyonellerle bağlantılar kurabiliyorsunuz
- Mezun olduğunuz okuldaki arkadaşlarınıza ulaşma imkanı veriyor.
- Grup servisiyle uluslararası gelişmelerden haberdar oluyorsunuz
- Soru/Cevap servisiyle bilgi paylaşımı sunuyor
- Istediginiz uluslararası firmaların üstdüzey yetkilileri ile bağlantıya geçebiliyorsunuz
- Arkadaşımın arkadaşı kavramıyla 2. ve 3. derece ilişki kurabileceğiniz kişileri çok kolay bir şekilde sorgulayabiliyorsunuz
- Bağlantıda olduğunuz kişilerin yeni iş bağlantılarından kolaylıkla haberdar olabiliyorsunuz.
...

Aslında bu tür servisleri veren xing.com, cember.net gibi birçok servis var. Bütün bunlar ne işime yarayacak diyebilirsiniz.

Örnek vermek gerekirse, Amerikadaki yatırımımız olan www.marketplacedominator.com ürünü için yaklaşık 2-3 aydır Amazon SellerCentral entegrasyonu için API dokümanı arıyoruz. Amazon.com yetkilileri bu dokumanı herkesle paylaşmak istemediği gibi tam net bir cevapta vermiyor. Kurumsal kanallardan ilgili yetkililere ulaşmaya çalışıyoruz ama nafile. Hindistandan bu işi bilen yazılımcılarla görüştük, fayda vermedi. En son Linkedin üzerinden aktif olarak Amazon'da çalışan veya daha önce çalışmış olan kendi bağlantılarım arasından birileri araştırdım. Kimler mi çıktı. 2.dereceden tanıdık Amazonda Senior developer'lar, 3.dereceden tanıdık Manager'lar derken şuan ikisiyle birebir irtibata geçtik, tanıdığımın tanıdığı olduğu ve kurumsal kanaldan gelmediğim için daha sıcak bir karşılama ile yardım imkanı elde etmiş olduk.

İş İlişkilerini geliştirmenin yolu artık birebir aynı mekanlarda bulunmak yerine Bussiness 2.0 dedikleri servisleri kullanmaktan geçiyor.


e-BEYAS 2014, Elektronik Belge Yönetimi ve Arşiv Uygulamaları Sempozyumu sponsorları arasındayız

Kurumlarda klasik arşivlerin yeni dönemle birlikte dijitalleştirilmesinin artık hız kazandığı günümüzde konuyu enine bonuna incelemek, yeni fikirleri dinlemek ve yenilikçi uygulamalar hakkında bilgi paylaşımı yapmak için 20-21 Mart 2014 Tarihleri arasında  Ankara Üniversitesi öncülüğünde "e-Beyas 2014, Elektronik Belge Yönetimi ve Arşiv Uygulamaları" sempozyumu düzenleniyor.

e-BEYAS 2014 Sempozyumu;

  • Kurumlarda Belge Merkezi ve Arşiv Mekânları
  • Arşiv Belgelerinin Dijitalleştirilmesi ve e-Arşiv Uygulamaları
  • Elektronik Belge Yönetim Sistemleri ve Birlikte Çalışabilirlik
  • e-İmza / m-İmza Çözümleri ve Mobil Uygulamalar
  • Elektronik Belge Yönetim Sistemlerinde Teknolojik Boyut

konu başlıklarında akademisyen ve uygulamacıların bilgi birikimi ve deneyimlerini paylaşmayı, kurumlar ve firmalar arasındaki diyaloğu geliştirmeyi, bilimsel ve sosyal etkileşim gerçekleştirmeyi amaçlamaktadır.

Ayrıca Sempozyum öncesinde açılışı gerçekleştirilecek olan, Belge yönetimi ve arşiv disiplininin öngördüğü yöntem ve teknikler uygulanarak kurumsal belge yönetimi ve arşiv çalışmalarının yürütülmesi için Arşiv Mekân Standartlarına uygun bağımsız ve güvenli bina olarak tasarlanan ve yaptırılan “Ankara Üniversitesi Kurum Belge Merkezi ve Arşiv Binası” ile Türkiye için alanında ilk olan uygulama örneğinin sunulması amaçlanmaktadır.

Sponsor olarak destek verdiğimiz e-Beyas 2014'de Erkyazılım'ın dijitalleştirme süreçlerindeki tecrübelerini paylaşacağımız bir sunum da olacak.

Sempozyum gününü beklemeden Dijital Arşiv Hizmetleri bağlantısından hizmetlerimizi inceleyebilir, dijitalleştirme maceramızda geliştirdiğimiz "Bigtara" ürünümüz hakkında detaylı bilgi alabilirsiniz.


Cumhurbaşkanı'na sorun 2.Dönem Soru Sahipleri

Oylarınızla Seçilen Soruları Cumhurbaşkanı Gül Doğrudan Cevapladı


Cumhurbaşkanı'na sorun 2. Dönem Soru Sahipleri ve Erkyazılım

"Herşey hayalle başlar" cümlesi, hayatta çok hayal edip sonunda hüsrana uğramış, elde etmek istediklerine karşılık, yaptıklarının yetersizliğiyle karamsarlığa düşmüşler için anlamsız bir cümle gibi gelebilir.

Yine de herşey için bir umut var ve biz ümitvar olmalıyız.

Kim derdi ki, koskoca devlet erkanı, halktan herhangi birisini direkt muhatap alıp, sorularına ve özellikle kendisine değer verecek? Kim derdi ki, Cumhurbaşkanı bu kişileri güzelce ağarlayıp, fikirlerine değer verip, sordukları soruları içtenlikle cevaplandıracak?

Evet! Cumhurbaşkanlığı için ne kadar sıradışı gibi dursa da soru sahipleri için hayatlarında unutamayacakları bir anı olarak kalacak.

Malum Köşk'te birçok proje yürütüyoruz ve yine toplantı için gittiğimiz bir günün yemek arasında 2. Dönem Soru Sahipleriyle kısada olsa görüşme imkanı buldum.

Onlarda gördüğüm heyecan ve mutluluk yaptığım işin ne kadar yerinde olduğu konusunda inancımı arttırdı.
İşlerime ve projelerime sarılma azmim daha bir arttı.

Arkadaşlarla çektirdiğimiz fotoğrafı tarihe not düşme adına sizinle paylaşıyorum.