BAŞA DÖN

Grup satın alma girişimleri üzerine notlar.

Geçtiğimiz perşembe uzunca süredir katılmaya niyet edip de bir türlü katılmayı beceremediğim Etohum toplantılarından birisine katılabildim (kısmet bugüneymiş). Özellikle son 6 ayın en popüler konularından grup satın alma girişimleri ile ilgili, dışarıdan değil direk yetkili ağızlardan (ortak, genel müdür seviyesinde 1.ağız) şaşırtıcı şeyler duyduk.

Katılımcı firmaların enaz birkaçını duyduğunuzu tahmin ediyorum: GrupfoniMarkaponGrupanyaGrupçaEkoloni,ŞehirFırsatı (oturma düzenine göre). Konuşmalar devam ederken elimden geldiğince Twitter üzerinden not almaya çalıştım,bir nevi canlı yayın olmuş oldu. Aşağıdaki notların bir kısmı bunlardan bir kısmı akılda kalanlardan. Bazı ifadeler sorulan sorulara 1 konuşmacının cevap vermesi ile alınmış bilgiler olsa da diğerleri itiraz etmediği için genelleme olarak kabul edilebilir diye düşünüyorum.

Rakibin dayanılmaz cazibesi
"Rakibin dayanılmaz cazibesi",
Konuşan Ekoloni'den Elbruz Erdoğan, merakla eğilenler, Grupfoni'den Burak Hatipoğlu ile Markapon'dan Can Turanlı

Grup satın almalardaki kârlılık ve işin basitliği şaşırtmadı desem  yalan olur. Normal bir eticaret operasyonunda %5-15 arası değişen kâr marjlarından bahsedilebilir ki bu oranlar rekabet dolayısı ile kolay kolay 2 haneli rakamları görmezler. Özellikle ŞehirFırsatı'nın abisi Groupon'un dünya genelinde %50 kâr ile satış yaptığını duymak, Şehirfırsatı için de kâr oranlarının benzer olduğunu düşünmemize sebep oldu. Buna birde şirketin müşteriye %50 den az fayda sağlıyorsa çalışmayız felsefesini ekleyince ortaya ürün sahibinin %25 gibi bir rakama razı olduğu bilgisi çıkıyor ki normalde 100 liralık bir malı kampanya ile 25 liraya vermeye razı olduğu gerçeği çıkıyor. Düz mantık bakarsak, aracı firmanın eline geçen net rakam ürün sahibine denk veya daha fazla.

Diğer şaşırtıcı bilgi ise çalışılan firmaların %80 gibi bir oranda tekrar çalışmak istedikleri, bu oranın dışarıda %95'lere çıktığı. Hiç bir firmanın tam kapasite iş yapmadığı gerçeği ile, o boşlukların grup satınalmalar ile iyi doldurulduğuna delil sayabiliriz. Firmaların rakamsal olarak bu kadar indirim yapmalarına rağmen, tekrar çalışmayı arzu etmeleri memnun olduklarını gösteriyor. Bu durumda herkes mutlu demektir. Satan, alan, aracı olan :) Aracı olarak Grupanya, müşterilerine 8 milyon TL'lik avantaj sağladıklarını belirtti, varın gerisini siz hesaplayın.

Rakamlara gelmişken, firmaların hemen hepsi (grupça'yı unuttum) 20 kişi üstünde personele sahipler, yazılımlarını (herkesin ortak fikri, yazılımın değil, operasyonun "iş" olduğu) genelde kendileri yapıyorlar (ŞF, yurtdışı merkezden besleniyormuş) ve gene ŞF dışındakiler faturayı kesip postalıyorlar. ŞF modelinde ise faturayı ürünü veren kesiyor. (Kredi kartı çekimlerini nasıl finansallaştırıyorlar sorusununun cevabını bilemiyorum. Ya ben olayı yanlış anladım, yada komisyon kesimi vs. ile yolu bulmuşlar). Sadece masadaki 6 firmanın personel sayısı 150 civarında ve diğer oyuncuları katarsak 200 kişi grup satın alma girişimlerinde çalışıyor. Yeni oyuncularla birlikte 230 diyelim.

Hemen herkes İstanbul-Ankara-İzmir üçlüsünde yer almış (yada almak üzere) ve genelde İlgi, bu üç şehir dışında Antalya, Eskişehir ve Bursa üstüne. Grupfoni'nin 40 şehirde şehire özel hizmet verme planı varmış. Grupfoni'nin ortağı ve genel müdürü Burak Hatipoğlu'na göre her şehir kendi özel fırsatını barındırıyor ve potansiyeli var. Anadolu şehri olup mekanın az olması gibi bir çekinceleri bulunmuyor. Bu sebepten hedefe ulaşmaya çalışacaklar. Diğerleri de takip edecektir büyük ihtimal. Bu kadar yayılım sağlayabilecek firma sayısı 2-3'ü geçmeyebilir. (Operasyon olarak ciddi bir yük)

Firmalar genelde mekan bazlı (gerçek dünya) ve hizmet tabanlı satışlar yapsalar da, online dünyaya da kapalı olmadıklarının sinyallerini verdiler. Ekoloni gibi halihazırda eticaret sitelerinde kampanya yapanlar mevcut. Markapon ve Grupfoni kardeş firmaları ile zaten çalışıyorlar (Gittigidiyor ve Markafoni) Burak Hatipoğlu'nun da belirttiği gibi "eticaret sitelerindeki bir kampanya şehir sınırını aşıp ülkeye hitap ettiği için yayılım adına oldukça etkili olur." Tabii buradaki kâr marjı, yukarıdaki oranların yanına biraz zor yaklaşır gibi.

Beni şaşırtan diğer bir husus henüz hiçbir oyuncunun kredi kartı dışında operasyona girmemiş olması oldu. Satılan ürünlerin bir çoğunda rakam aralıkları mobil ödemeye uygun olmasına rağmen henüz bir adım yok. Grupfoni yurtdışı ortağının Hindistan tarafından kapıda ödeme modeli ile çalıştığını söyledi, kendileri bunu uygular mı henüz netbirşey yok. Kargo firmalarımız bu konuda epey başarılılar, daha az kâr edenler yapabiliyor. Şehirfırsatı, kredi kartı dışında bir model üstünde çalıştıklarını yasal süreci bekledikleri gibi birşey dedi ama tam anlayamadım. Gerçi ŞF'nin adwords reklamlarında %90 indirimli benzin reklamının, Groupon sitelerinden (Citydeal sitelerinden biri de olabilir) birisinde yapılan benzin kampanyasına atıfta bulunulduğunu söylemesini de çok anlamamıştım zaten. Bu reklam beni kendilerinden soğutmuştu açıkcası.

Mobil uygulamalara henüz sıcak bakılmıyor. Geri dönüşün yeterli olmayacağı gibi bir önyargı hakim denebilir. Fayda görülürse girilir ama henüz SMS ile kupon dağıtımı bile yapılmıyor olması mobil tarafın biraz daha bekleyeceği anlamına geliyor.

Tüm girişimcilerin ortak olduğu bazı maddeler vardı, bunların başında "grup satın alma" modelinin oldukça başarılı olduğu ve sektöre yeni oyuncuların girebileceği (kesinlikle), pastada yer olduğu geliyor. Gene diğer bir ortak nokta, kitle modele sadık ama siteye sadık değil.  Başka bir kampanya sitesi iyi birşey sunarsa ona direk gidebiliyorlar ve buna etkileyen şeylerden birisi  almak istedikleri ama maliyetten çekindikleri özel ürünler verildiğinde fırsatı (yemek, masaj, epilasyon vb) kaçırmama eğilimi. Epilasyon demişken, tüm konuşmacılar "Türkiye'nin kıl sorununu çözdüklerinibelirttiler. Grupanya'dan Alemşah Öztürk'ün esprili yaklaşımı ile bir yıllık randevuların dolmuş olması lazım, bu da millet olarak kıl sorunu olmamızın direk bir sonucu herhalde.

Not : Bu yazı, aynı zamanda kişisel bloğum olan http://www.kendimenotlar.com'da da yayınlanmıştır.


Google maps IP engeline web sunucusu tabanlı reverse proxy çözümü

Ocak 2009'da yayına alınan Google Maps altyapısını kullanan "Cumhurbaşkanımız Nerede?" uygulaması Google servislerine ait bazı IP adreslerine mahkeme kararı ile erişim yasağı koyulmasının ardından hizmet veremez hale gelmişti. Aradan geçen bunca zamana rağmen Google tarafından çözüm üretilmemesi üzerine sorunu kendi yöntemlerimiz ile ortadan kaldırmak üzere durumu incelemeye koyulduk.

Google yoğun ziyaretçi trafiğini sunucular arasında dengelemek için çeşitli yöntemlere başvuruyor. Ülkemizden gelen bağlantılarda Google DNS sunucuları engellenmiş olan IP adresini içeren bir çözümleme yapıyor ve sorunda burada başlıyor. Kullanıcıların kendi bilgisayarlarında yapacakları bazı ayarlar ile bu problemi gidermek mümkün. Ziyaretçilere "Cumhurbaşkanımız Nerede?" uygulamasını kullanabilmek için bu ayarları yapmaları gerektiğini söylemek hiç mantıklı olmayacağı gibi birçok kullanıcının üstesinden gelemeyeceği teknik detayları içeren bir konu olmasıda işin cabası. Öyleyse bu işi kullanıcıların yerine uygulama sunucusunun kendisi yapmalıydı "Reverse Proxy" fikri bu gerekçe ile ortaya çıktı.

http://khm.google.com, http://khm1.google.com, http://mt0.google.com, http://mt1.google.com sunucularının IP adreslerindeki engelden dolayı haritaların yüklenemediğini tespit ettik. Öncelikle uygulama sunucusunda DNS çözümleme ayarlarında bazı değişiklikler yaparak bu servislere erişimi engel bulunmayan IP'ler üzerinden yapmasını sağladık böylece sunucu üzerinde Google Maps servisi çalışır hale geldi. Uygulamada kullandığımız "Google Map Javascript API" yi hazırladığımız Reverse Proxy üzerinden çağırdık.

<script type="text/javascript" src="webproxy.ashx?Url=http://maps.google.com/maps/api/js"></script>

webproxy.ashx dosyası "Url" parametresi ile kendisine gönderilen adrese ziyaretçinin gönderdiği bazı temel üstbilgileri ekleyerek sunucu tarafında bir istekte bulunur (http://msdn.microsoft.com/en-us/library/debx8sh9.aspx). Google sunucusundan alınan yanıt "text/javascript" tipinde ise kullanıcıya bu dosya transfer edilmeden (http://msdn.microsoft.com/en-us/library/system.net.webresponse.aspx) önce IP adreslerine erişim engeli bulunan sunucu adreslerine müdahale edilir. Yerleşik String.Replace metodu kullanılarak örneğin "http://khm.google.com/" adresi "webproxy.ashx?Url=http://khm.google.com/" şeklinde değiştirilir. Böylece kullanıcının internet tarayıcısına ulaşan "Google Map Javascript API" dosyasında erişim engeli bulunan diğer sunuculara yapılacak isteklerin "Reverse Proxy" üzerinden geçmesi gerektiği belirtilmiş olur. Ayrıca Google tarafından kullanıcı oturumunu takip etmek için gönderilen çerez bilgileri kullanıcıya özel bir "Session" değişkeninde saklanır (http://msdn.microsoft.com/tr-tr/library/system.net.httpwebrequest.cookiecontainer.aspx) aksi taktirde daha sonra yapılacak bir dizi isteği Google Map sunucusu ilişkilendiremeyerek yanıt vermeyi kesecektir.

O anda ekranda görülen bölgenin harita fotoğrafları "Google Map Javascript API" dosyasında dinamik olarak yaptığımız değişiklik sayesinde "webproxy.ashx?Url=...." adresi üzerinden talep edilir. Yeni hedefi "Url" parametresinden alan "webproxy.ashx" dosyası kullanıcıya özel olarak saklanan çerez bilgilerini ve kullanıcının tarayıcısından gönderilen bazı temel üstbilgileri ekleyerek sunucu tarafında yeni bir istekte bulunur. Google Maps sunucusu tarafından gönderilen içerik tipinin (MIME) "image/png" olduğu teyit edildiği taktirde istemciye aktarılırken sunucu performansı için istemci tarafı önbellekleme komutları eklenir (http://msdn.microsoft.com/en-us/library/system.web.httpresponse.cache(v=VS.90).aspx). Tüm bu işlemler ziyaretçi farketmeden ve kullandığı internet tarayıcısında yada işletim sisteminde hiçbir ayar değiştirmeyi gerekli kılmadan arka planda kendiliğinden gerçekleşmiş olur.

Yeterli teknik ve kodlama bilgisine sahip değilseniz kendi "Reverse Proxy" uygulamanızı baştan yazmak yerine http://www.codeproject.com/KB/IP/reverseproxy.aspx ve http://www.codeproject.com/KB/web-security/HTTPReverseProxy.aspx adresindeki gibi açık kaynak kodlu projelerden yararlanmayı tercih edebilirsiniz. Eğer PHP tabanlı bir sistem kullanıyorsanız http://www.glype.com/ adresindeki açık kaynak kodlu uygulamaya eklenti yazmayı deneyebilirsiniz.


"Cumhurbaşkanı Nerede?" projemiz 7. eTR Ödülleri'nde "Özel Ödül"'e layık görüldü.

TÜSİAD ve TBV tarafından düzenlenen eTR ödülleri, proje yaptıran kurumları onure etmek amacıyla her sene düzenleniyor. Bu sene Cumhurbaşkanımız sayın Abdullah Gül'ün evsahipliğinde Köşk'te yapıldı.

Cumhurbaşkanımız Sayın Abdullah Gül'ün konuşması.

Köşk'te ödül töreni resepsiyonu için gönderilen davetiye elime ulaştığında gerçekten içimi güzel bir sevinç kaplamıştı.

Biz bilişimciler hep bilginin öneminden ve yaptığımız işin insan ve toplum hayatında ne denli yenilikler getirdiğinden bahsederiz, birazda kendimiz söyler kendimiz oynarız, oynardık. Bu ödül töreninin devletin en önemli kurumunda yapılması bilişim dünyası için ayrı bir anlam taşıdığını düşünüyorum.

Gelelim ödüle, "aslında ödül almak önemli değil, önemli olan çalışmak" desem de ödül almak insanın kendi kendine verdiği değeri arttırdığı gibi etrafında değer artışı meydana getiriyor.

eTR kapsamında verilen ödüller, projeye ve projeyi yaptıran kamu kurumuna veriliyor. "Cumhurbaşkanı Nerede?" uygulaması ile ilgili ödülü proje adına Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Mustafa İsen aldı.

Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Mustafa İsen, ödülü alırken.

Proje fikrini üreten ve projeyi hazırlayan firmam adına projede çalışan bütün arkadaşlarımı tebrik ediyorum.

Ayrıca bize bu projeyi uygulama fırsatı veren Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Mustafa İsen, Cumhurbaşkanlığı Elektronik ve Bilgi Sistemleri Başkanı Ömer Arıkan beye (unutmadım :) güleryüzüyle içimizi ısıtan Cumhurbaşkanlığı Yazılım Müdürü Yavuz Emir Beyribey'e) teşekkür ediyorum.

Bu arada bilişime verdiği önemi yerinde vurgulayan, nazik ve mütevazi kişiliğiyle ön plana çıkan ve projelerimizi anlattığımda ilgiyle dinleyip fikirlerini paylaşan Cumhurbaşkanımız Sayın Abdullah Gül'e ayrıca müteşekkir olduğumu, bizlerle fotoğraf çektirdiği için de gurur duyduğumu ifade etmek isterim.

Cumhurbaşkanımız Sayın Abdullah Gül ile fotoğrafımız

(Yeni yılda T.C. Cumhurbaşkanlığı sitesinde sosyal medya ve özellikle Web 2.0 projelerine ağırlık vereceğimizi şimdiden duyurmuş olayım.)

Daha detaylı bilgi için T.C. Cumhurbaşkanlığı resmi web sitesini ziyaret edebilirsiniz.  http://www.tccb.gov.tr/sayfa/haber/detay/?d=haber1191


e-Ticaret üzerine yorumlar - 3

Daha önce başladığımız E-ticaret üzerine yorumlar (1.yazı - 2.yazı) serimizin 3.sünde 2008 yılının 2. yarısı ile başlayan küresel kriz ve sonrasında e-ticaret sektörü üzerine istatistiksel olarak bir bakış yapalım istedik.

Malum 2008 yılı hemen her sektör için daralma ile geçti, bu kurala uymayanlar elbet oldular ki onlardan birisi bize göre e-ticaret ve internet üzerinden satış sektörü. Buna çok çeşitli ürün satışı, açık arttırma siteleri, küçük-orta ölçekli satış,kiralama siteleri dahil.

Ocak ayı başında sevgili Ahmet Kirtok, bloğunda "2008 Yılbaşı Sezonu Eticaret İstatistikleri"  isimli bir yazı yayınlamış, ABD'de yılbaşı sezonunun 2007'ye göre %3 düştüğünü, aynı dönemde ise Hepsiburada.com'un %30 artış yaptığını anlatmıştı.

Bildiğiniz gibi BKM (Bankalar arası kart merkezi) belirli aralıklarla, kart kullanım oranlarını ve sanalpos kullanım istatistiklerini sitesinde yayınlıyor. Oradaki değerlere bir göz atarsak, ülkemizde e-ticaretin önünün açık olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Küçük bir hatırlatma: sanalposlar sadece son kullanıcı değil, firmalar arasındaki B2B dediğimiz ticarette'de sıklıkla kullanılıyor.

Grafiklere şöyle bir göz gezdirdiğimizde şunları görebiliyoruz:

  1. 2008 yılındaki e-ticaret hacmimiz 9 Milyar YTL (~6 Milyar USD)
  2. Ülkemizde e-ticaret işlemlerinin kriz dinlemeden artmaya devam ediyor
  3. Yurtdışından, ülkemizdeki e-ticaret sitelerine ilgi (2007'ye göre %448 oranında) git gide artıyor.
  4. 2007 yılı patlama yapsa da krize rağmen yerli kullanıcı internetten alışverişi bırakamıyor (2007'ye göre artış %50)
  5. Logaritmik olmasa bile önceden beri söyleye geldiğimiz gibi e-ticaret kullanımı 2009'da da artmaya devam edecektir. Buna belki de küresel krizin Türkiye'deki yansımaları da sebep oluyor olabilir. Dışarı çıkmayan kitle, alışverişini internete kaydırıyor diyebiliriz.

Buraya tablo olarak koymadık ama BKM'nin sanalpos rakamlarından 2007 ve 2008 Aralık dönemine bakarsak:

  • 2007 Aralık ,yurtiçi kart kullanımı : 539,16 Milyon YTL ,
  • 2008 Aralık ,yurtiçi kart kullanımı : 664,46 Milyon YTL ,
  • Artış  %23
  • Kaan Dönmez'in Hepsiburada.com için söylediği %30 luk büyüme rakamıda bu şekilde aslında doğrulanmış oluyor.

Usta olabilmek

Bir süredir arabam yolda giderken birden bire gazı kesiyor ve "usta tabiri ile" yığılma yapıyordu. Şöyle düşünebilirsiniz; 120 ile giderken birden ayağınızı gazdan çekiyorsunuz ve araç anında 80'e iniyor. Arkadan gelen araçlar ise birden dibinizde bitiveriyorlar. Özellikle otoyol ve ışık sonrası kalkışlarda oldukça sıkıntılı anlar yaşanmasına sebep oluyor. Demedi demeyin.

Yakıt almadaki bu problemi karbüratörlü araçlarda pislik gelmesi gibi birşey diye yorumlayıp geçer belki diye boşuna ümit etmişim. Geçen gün Mustafa ile sanayiye gittik, aklımdaki ilk şey LPG sistemi ile alakalı olduğu idi, 2 yere sorunca 3. yerde bizim marka LPG ustasını bulduk. Bilgisayarda kontrol etti, beraber tur attık, "abi" dedi, "bunun sorunu elektrik ile alakalı, LPG sistemi iyi çalışyıor. Endüksiyon bobininden olabilir, sen bunu şuradaki Toyota'cı Adil ustaya göster"

Kalktık, Adil ustaya gittik, beraber bir tur attık, "bunun sorunu bobinden" dedi. Elektrik sisteminde kesinti olduğu için araba yığılıyor ama bunu gidip serviste yaptırırsan bobini garantili takarlar daha iyi olur dedi. Tahmini rakam ise yalan olmasın 300 civarı olurmuş.

İyi dedik, ayrıldık. Mustafa "abi servisten önce başka bir ustaya da göstermekde fayda var, benim ustalara bir gidelim mi?" diye teklif edince, kabul ettim. Tek başıma olsam sormam ama söz dinleyesim geldi.

Ustaya uğradık, beraber tur attık, "bu Endüksiyon bobinden olabilir" dedi :)  Bir ihtimal buji kablolarından da olabilirmiş. Toyota parçacısına uğradık, parçacı "ben hiç görmedim bu modellerde bobin arızası" diyerek ortaya yeni bir tez koyuverdi. Onu biraz kınasa da denemek için bir set kablo aldık. Usta araçla biz yayan dükkana döndüğümüzde, ileri geri manevra yapıyorlardı. "Bu" dedi, "geri giderken kesilme yapmıyor, sadece ileri giderken yapıyor, kesin LPG takılırken bir kablo açık kalmıştır, öne gidince kablo sıkışıyor ve şase yapıyor, bak gör!"

Aracı aldılar dükkana, abi kardeş kabloları çekip bırakmaya başladılar, 1-2 dk geçti geçmedi "bak işte!" sesi geldi. Hakikaten bir kablo sıyrılmış, onu bantladılar ve tüm sorun düzeldi.

Diğer ustalar da usta idi ama geri gitmeyi hiç düşünmemiş yahut geri gitseler de farkedememişlerdi. Yaşadıkları bu tür sorunlarda genel problem bobindi ve onu öne çıkarmışlar, gerisini  öngörememişlerdi.  Son usta ise, sorunun genel tespitini yapmış, elektrik kesintisi olduğundan hareketle, ihtimalleri değerlendirmiş, sonrasında tecrübesini konuşturarak hedefi 12'den vurmuştu.  Aklıma "çekici nereye vuracağını bilen usta hikayesi" geldi. Neyseki bizim çekiç bedeli 20 TL imiş.

Profesyonel olmak kolay, lakin bizler işimize ne kadar hakimiz? Ve ne kadar ustayız? Zor olan ise bu sorulardaki olması gereken cevabı verip, çekici yerine vuran usta olabilmek.

Not : Bu yazı, aynı zamanda kişisel bloğum olan http://www.kendimenotlar.com'da da yayınlanmıştır.